Sayın Öğretim Üyesi,
“Tüm Yardımcı Doçentler Derneği” Kocaeli Üniversitesinde bir grup öğretim üyesi önderliğinde yasal işlemleri tamamlanarak kurulmuştur. Bir sivil toplum örgütü olarak kurulan derneğin temel amacı adından da anlaşılacağı gibi yardımcı doçent kadrolarında bulunan öğretim üyelerinin uzun yıllardır akademik kimlik, bilimsel kişilik ve özlük hakları açısından yanlış ve yetersiz çalışma ve yaşama koşullarının iyileştirilmesi hususunda ortak bir mücadele platformu oluşturmaktır.Ancak derneğin tek amacı yardımcı doçentlerin çalışma ve yükselme koşullarını iyileştirmek değildir. Yükseköğretimde yaşanan kalite sorunlarını tartışmaya açmak, fikirler üretmek ve öneriler geliştirmek de görevlerimiz arasındadır.
Derneğimizin önemli amaçlarından biri de bir sivil toplum örgütü olarak; ülkemizin sorunlarını araştırmak, çözüm yolları üretmek, farklı fikirleri ve beklentileri derleyerek kamuoyuyla paylaşmaktır.Tüm Yardımcı Doçentler Derneğinin kurulmasını gerekli kılan şartların en başında elbette ki akademik yükseltme kriterlerinin yanlış ve yozlaştırılmış yapısı gelmektedir.
Bu kriterlerden birincisi yabancı dil kriteridir. Bir yabancı dilde iletişim kurabilme becerisi bir meziyettir. Bir yabancı dildeki yeterliliğin herhangi bir mesleğe atanmada tercih sebeplerinden biri olması da normal karşılanabilir. Ancak Türkiye Cumhuriyetinde akademik veya bilimsel bir unvan veya kademe yükseltmesinde yabancı dil bilgisini mutlak kriter olarak koymak veya kabul etmek sadece utanç vesilesi olmalıdır. Çünkü yabancı dil bilmek iyi bilim adamı olmak, iyi araştırma yapmak, ampirik veya rasyonel bilgi toplamak için mutlak koşul değildir ve olamaz. Üstelik yabancı dildeki yeterliliği ölçtüğü düşünülen KPDS ve ÜDS gibi yabancı dil seviye tespit sınavları insanların herhangi bir yabancı dildeki iletişim kurabilme becerisini ölçmemekte sadece bilgiyi ölçmektedir. KPDS veya ÜDS gibi sınavlardan alınan notlar yabancı bir dildeki iletişim yeterliliği için çok kötü göstergelerdir.
Bu nedenle, binlerce genç bilim adamı yetersiz ve yanlış yabancı dil kursları ve çalışmaları nedeniyle bilimsellikten uzaklaştırılmaktadır. Dünyada hiçbir ülkede yabancı dil seviyesi bilimsel yükseltme veya atamalarda mutlak kriter değildir.
Yardımcı doçentlikten doçentliğe yükseltme kriterlerinden olmazsa olmaz bir diğeri de yurtdışında uluslararası “SCI” veya “SSCI” gibi indekslerce listelenen dergilerde yayın yapmaktır. Akademik veya bilimsel formasyonun mükemmel olduğu varsayılsa bile uluslararası indekslenen dergilerde veya yabancı herhangi bir dergide yayın yapabilmek için sadece o ülkenin dilini veya bilim dili olarak kabul edilen İngilizce’yi bilmek yeterli değildir. Ayrıca o derginin yazım formatını, kapsamını, geleneğini bilmek ve okuyucularının ilgi duyacakları bir konuda çalışma yapmış olmak gerekmektedir. Tüm bunları karşıladıktan sonra, editör veya hakemlerin ülkeniz, ırkınız veya dininizle ilgili önyargılarını da aşabilirseniz, çalışmanız en az bir-bir buçuk yıl bazen üç dört yıllık bir değerlendirme süreci sonunda yayınlanabilmektedir.
Ülkemizin üretim, istihdam ve teknoloji geliştirme sorunları gibi kendi gerçeklerimizi unutup; yardımcı doçentlerimizi bilimsel formasyonlarının ortaya çıktığı en verimli çağlarında gelişmiş ülkelerin veya gelişmemiş diğer ülkelerin dili ve kültürünü öğrenmek, yabancı dergi editörlerinin öznel tercihlerini karşılamak veya farklı ülke halklarını bilgilendirme yoluyla da olsa mutlu etmeye yönelik çalışmalar yapmak zorunda bırakmak herhangi bir mantık çerçevesinde savunulamaz.
Bu nedenle yüksek öğretim sistemimiz, bilimsel araştırmaların ülke ekonomisine katkı sağlamadığı, ülke kaynaklarının boşa harcandığı ve amacından uzaklaşan bir sistem haline gelmiştir. 1980 yılından günümüze kadar binlerce yabancı yayın yapılmasına rağmen bu çalışmaların ülke ekonomisine katkısı yok denecek kadar azdır. Bu sayıda yayın için harcanan zaman, emek ve masraf ülke ekonomimiz için çok büyük bir kayıp olduğu hesaplanmamaktadır. Geçmişin “beyin göçü” benzetmesi günümüzde “bilgi göçü” olarak gerçekleşmektedir.
Tüm Yardımcı Doçentler Derneği olarak talebimiz asla akademik yükseltme kriterlerinin kolaylaştırılması veya sıradanlaştırılması değildir. Sadece rasyonel kriterler geliştirilmesi ve kendi bilimsel ve kültürel geleneğimize uygun kriterler oluşturulmasını önermekteyiz. Ayrıca kaliteyi bir bütün olarak değerlendirmekteyiz. Yükseköğretimde kalite sadece yardımcı doçentlerden beklenen bir olgu olmamalıdır. Lisans, Yüksek lisans ve Doktora programlarımızın kalitesini sorgulamadan mezunlarından kalite beklemek, bu kaliteyi de yabancı dil yeterliliğine ve uluslar arası listelenen dergilerde yayın yapmaya endekslemek makul görülemez. Bununla birlikte yüksek öğretimde kalite her süreci ve herkesi içerisine alan kalite çemberleriyle mümkündür.
Yardımcı doçent kadroları üniversitelerimizin genç ve dinamik kadroları olmasına rağmen; bu kriterler nedeniyle pasifleştirilmekte, üretimden düşürülmekte olup, ülke gerçeklerine uygun kullanılmamaktadır. Bilimsel çalışma ve araştırma yapma işi disiplinler arası bir organizasyon olması gerekirken ülkemizde tamamen kişisel ve öznel uğraşlar olarak ortaya çıkmaktadır.
Ülkemizde ve üniversitelerimizde nitelik sorunlarının aşılması; fikir projeleri üretecek, sorunlarımızın çözümüne yönelik organizasyon ve etkinlikler yapacak ve olası sorunların çözümü için fikir ve alt yapı desteği sağlayacak insan gücüyle mümkündür. Bu insan gücü üniversitelerimizde mevcut olmasına rağmen faydasız ve yanlış uğraşlara yönlendirerek bu kaynaklar israf edilmekte ve ulusal çıkarlarımıza zarar verilmektedir.
Bu görüşler doğrultusunda amaçlarımızı paylaşacak, destekleyecek ve çözüm önerileri getirecek konuya duyarlı tüm yardımcı doçent kadrosundaki arkadaşlarımızı önce derneğe üye olmaya ve daha sonra yapılacak etkinliklere aktif destek vermeye davet ediyoruz.
Saygılarımızla
TÜMYAD Yönetim Kurulu